Kişisel Blog Yazarında Bulunması Gereken Özellikler

Kişisel Blog kelimesi aslında çok kapsamlı değildir. Kimilerine göre kişisel blog, yazarın sosyal hayatında yaşadıklarını, edebi bilgilerini, kişisel ve sektörel bilgilerini paylaştığı bir mecra, kimilerine göre, teknoloji, mobil, geliştiricilik kısacası her sektörün bulunduğu bir mecraa olarak göz önünde bulundurulabiliyor.

Aslında kişisel blog kelimesi çok aranan bir kelime değil, aylık aranma hacmi 4000-5000 arasında gidip geliyor. Bizim amacımız bu aranma hacmini arttırmak, peki bunu nasıl yapabiliriz?

Mizah 

Mizah kişisel blog yazarlarında bulunması gereken en temel özelliktir. Mizah kelimesi kimilerine göre ”cıvıklık” kimilerine göre ”cana yakınlık” olarak görülebilir. Hemen şöyle fırlayayım ve şöyle diyeyim; mizah yazının gülüdür, mizahsız yazı gülün dikenine benzer abi. Ne oluyor bana ya. Yazılarımızda mizahı ne fazla kaçırmalı nede düşük tutmalıyız. Okuyucu’nun önüne 20 tane spoiler koysak bile birkaç tutam mizah katarsak keyifle o yazıyı bitirir. Yok abi ben 20 spoileri açarım mizah yapamam, bana ters diyorsanız 20 spoiler açmayın ne bu roman mı? Yazı.

Bir kişisel blog yazarının başarısı mizah anlayışında saklıdır. Tabii sadece mizah değil diğer bir spoilerde diğer bir özelliğe deyinmeye geçiyorum şimdi.

Yazı yazma yeteneği

Hayatında hiçbir şekilde web işinde bulunmamış, hiçbir şekilde bilgisi olmayan bazı insanlar bile kişisel blog tutmayı isteyebilir. Bizde canlıyız, kuşlardan farkımız ne, uçmak için çok mu genciz yoksa çok mu safız? Olaya şöyle bir dalayım. Bir kişisel blog yazarı, yazılarında noktalama işaretlerine, devrik cümle kurmamaya, büyük-küçük harf kullanımına dikkat etmelidir.

Kendimizi okuyucuların yerine koyalım. Yazı başlığımız; Günlerden Eylül Aylardan Pazartesi O.O noluyor abi ben mi yanlış okudum, başlık mı yanlış, olamaz hayır…

Empati

İşte bu, bu son spoiler başkada spoiler açıp sizi sıkmayacağım. Blogumuza yazı girmeden önce o yazının hedef kitlesini, nelere hitap ettiğini düşünmeliyiz. Olaya şöyle bakmalıyız; bu yazıyı başkası yazsa ben okurmuydum? Bu yazı bana hitap ediyor mu?

Gerekirse yazı yazarken sohbete girin. Nasıl olacak yazı yazarken sohbet, ne alaka diye soranınız olacaktır. Kendinizi birazcık aşağıya bırakın. Çaktırmadan yazı dışına çıkıp, ufaktan yazıya doğru girin.

İlk Heyecan İlk Bisiklet

Aslında her küçük çocuğun ilk hayalleri arasında kırmızı bir bisiklet olurdu. Psikopatsanız siyah da olur kızmayın hemen. Küçükken en çok istediğim şeyler arasında arkadaşlarımla bayır aşağı yarışacağımız bir bisiklet, sokaktaki mermer zemin üzerinde kaydıracağımız uzaktan kumandalı araba ve neredeyse herkesin yaşadığı okullarda oynayacağımız tasolar vardı. Size küçük bir anımdan bahsedeyim;

Yaşım 8-9 du sanırsam o yaşıma kadar hiç bisikletim olmamıştı, hep komşu çocuklarına imrenirdim. Bir gün aşağıda mahalle arkadaşlarımla futbol oynuyorduk, diğer 2-3 arkadaşlarımızda bisiklet sürüyorlardı, inanırmısınız kaleye geçtim tıkan tıkana. Karşıdan babam bisiklete binmiş geliyordu (benim bisikletime biniyor uleyn) ben tabi dondum ona bakıyorum ne ayak hayırdır diye, hayırdır diyemedim tabi kimin bu diye sordum senin dedi, rüya gibiydi sanki, çocukluk aklı tabiki markasını da söyleyeyim BİSAN evet evet şu nam-ı diğer dede bisikleti. Boyumda küçük tabi bisikletin üzerinde bit gibi duruyorum ama hava atmayı da unutmadım.

Yaşım ilerledi fakat bisiklet herşeye rağmen büyük gelmeye başladı babamın karşısına geçip ne bu dedim ya ne bu, bisiklet değil bu, bisikletten daha büyük abi kocaman motorsiklet sanırsın amortisorlu bisiklet istiyorum ben, sinirlendim arkadaş.