Kişisel Yazılar

Dikenli Yolların Uyuşuk Kalpleri

dikenli

Kaleme kağıda girişip yazmak gerekiyordu bir Cuma gecesinde cam kenarında kahveyi yudumlarken. Mürekkep bitse ortada dımdızlak kalacaktım, şu afilli fiyakalı uçları, kelimelerin yetersiz kaldığı dolma kalemlerden olmasa da genelde kırtasiyelerde su fiyatına satılan, fiyakası ilkokulda kalan her işte kullandığım arkadaşım yavaş yavaş kendini solduruyordu. O da bıktı sanırım. Her perşembe günlerinde olduğu gibi bu günde şeytanlarımla birlikteydim. Uçan sinekler bile beni ufak bir sinire sebep kılabiliyordu. Gerçi onlarında bir suçu yok ya.

Cumartesi sabahına uyanmak umuduyla baş koyduğum yastık bile kendini doğrudan doğruya geriye atıyordu sanki. Ya da bu benim paranoyalarımdan sadece biri. Ne oldu? Tabii ki uyudum, hayırdır nereye gidebilir ki? O yastık, bir omuzun verdiği rahatlığı vermese bile en zor anlarda lanet burnun lanet direkleri sızladığı zamanlarda değil omuz, sırdaş oldu bana.

Yeri gelir küçümsediğimiz yastıklara; dost olur, derde ortak kılar teşekkür eder. Yeri gelir çıldırmışcasına bileklerimizin kuvvetiyle sıka sıka lanet ederiz. Bir nefes zor gelir haram olurda o burundan geçmez ciğerlere. Ona olan muhtacın kuşun gökyüzüne, yerin dibine, ağaçların suya bağımlı kalması gibidir. Belki gitse gökyüzün kararır, kalsa gökyüzün zaten kararmıştır. İkilemde kalmak budur, buda iyisiyle kötüsüyle ona aitse beden, zaten kalbi; gözlerinin, duygularının önüne almıştır. Yoldan çıkmak gibi bir şey değil mi bu? Ona bağımlı kalmak, diğer tüm bağımlılıkları bir yana bırakıp “o” diye bir bağımlılığa başlamak.

Ayyaş gibi etrafa sataşıp attığın her adımda aklına gelmesi, sağının boşluğunu doldurduğu günlerin beyninde tekrar tekrar raks etmesi. Masum bir duygu bu. Bazılarına göre bir berduş, serseri, suç makinesi ve nicelerisin sen. Takma kafana! Silkelen kendine gel. Bir dairenin çizgisine takılı kalma, sen takılı kaldıkça bozuk plak gibi dönüp duracaksın, kazanan kim olacak peki? Mantığın mı? Saçmalama. Kalbin mi? O sana bazen düşman bazen dost olur, bu çizgiyi geçemezsen hep düşman kalır.

Sesi dahi huzur olurda o taştan kalbin adeta törpülenmişcesine birden bire toprağın en saf hali gibi olur. Sigara dumanı kuruntun olur, yaşayamadığın çocukluğunu içinde yaşarda dışarıya vurmak istersin. Yıkıp gider birileri, öyle biri gelir ki tekrar inşa eder baştan seni. Bir şarkıya tutunursun, kulaklıktan gelen nahoş ritimler rahatlamışın hissiyatı verir. Aklına geldikçe kendine sayarsın, unutamazsın, unutursan kahrolursun.

O gitmeye kalkıştığında kolundan tut, tut ki seni canından koparmasın, tut ki ömründen ömür eksilmesin. Sevmek zor bir denklem değil midir? Yavaş yavaş kulaç atarsın okyanus olmuştur sana, yüzme bilmesen bile öğretir ya gözlerindeki naif bakışla. Ansızın Azrail kapını çalarsa vakit gelmiştir, şükretmediğin günler aklına gelir, şükretmek için biraz daha zaman istersin, zamanı doğru kullanamamışındır.

Her acıda biraz daha büyüdüğünü hissetsen de bir yanın hep çocuk kalır, lanet gözlerin hafiften ıslanır, toz kaçmıştır herkese öyle söylersin, o toz gözüne değil de kalbine çör çöp olup karışmıştır. Kafanı bir yere koyduğunda muhtemelen göz kapakların yavaş yavaş kapanacak, bir umut aklından sadece uyanana kadar gidecektir. Rüyalar var rüyalarını unutma. Yanında olmasa bile uykunda yalnız bırakmıyor değil mi? O seni kendinde öldürmüştür de sen onu beyninde bir tortu olarak bırakamamışındır.

Kokusuna hasret olursunda kimse anlamaz halinden, yanında olanlara ufak bir tebessüm edersin mutlu olduğunu sanarlar. İçinde fırtınalar kopuyordur da sadece çökmüş bünyen ve gözlerin biliyordur. Sayfalarca onu yazmak istersin anlatacak kelimeler kalmaz, o bembeyaz sayfalar tek tek kararır. Ağaçlara yazık onlarda canlı boşa kullanma kağıtları bari.

Hayata olan bağlılığını yavaş yavaş yitirmeye kararlısın gibi geldi bana, isyanlara mı bağladın be kardeşim. Bilincini yitirmeden bir elini yüzünü yıka da öyle devam edelim.

Yazar Hakkında

Seyit Ali DOĞAN

98 yılında Kayseri'de doğdum ve halen Kayseri'de yaşamaktayım. Lise eğitimime Bilgisayar Programcılığı sürdürerek devam ediyorum.

4 Yorum

Yorum yap