İnanın Bana; Yazacak Başlık Bulamadım

Yazma gereği duyuyor insan bi’sınırdan sonra, içinde tutamıyor, bazende kimse bilmesin diye içinde tutmak istiyor. Saçma sapan kurgular yapıyor kafada, el kaleme kağıda değilde boğazına gidiyor, kendini bunaltarak yavaş yavaş bitiren yakasına gidiyor.

Bir odaya mahsus bırakıyor kendini, o odaya tüm içini döküyor, bir yastığa mahcup ediyor bünyeyi, o yastık ona hesap sorsa ne diyeceğini kestiremiyor. Bir kesit geliyor aklına yaşadığı günlerden ufak bir kesit hafif tebessüm kaplıyor zat-ı muhterem naif suratını. Bir çok kimliğe bürünüyor bir gecede; birkaç gece o kimlikleri terkedemiyor.

Zırıl zırıl ağlıyor belki de, belki de diyorum belki de içine atıyor, atıyor atıyor… Kalp lal oluyor “yeter ulan kaldıramıyorum artık diyor” ama duyamıyor. Sonra sayıp savuruyor, hayata sövüyor, ulan acaba ne yaptım da böyle oldu diyor, Allah diyor, ama Allah’ı isyan için anıyor. İşi gücü yok isyan ediyor, çay iç diyorum çay iç.

Belki de Martın ayazında çılgın bir kedi gibi dışarı atıyor kendini, ama eve gelince “hıffhh hııfhh” diye burnunu çekiyor, sonra havanın çok soğuk olduğu aklına geliyor. Aklın nerdeydi diyemiyorsun, desende fayda etmez, akıl mı kaldı ki?

Bazen birkaç şey demek istiyor, diyor; lan öyle bir diyor ki, canı yanıyor ama deyince inceden inceye onuda yakıyor, belki de yakmıyor, o kendini yakıyor, seni harlıyor.

Küslük pişmanlık olmasın istiyor, kendinden uzaklaşıyor, ayak izini rüzgar örtüyor, kaldırımlara topuğuyla oya oya vuruyor, bre vicdansız benim günahım ne diyemiyor o kaldırımlarda.

Belki de bir adamın kalemi kağıdı eline alıpta yazdıklarını okuyor, okuyunca da birşey anlamıyor, belki de bu adamın saçmaladığını düşünüyor, ama kimsenin bu adama onun gibi sarılmadığını da bilmiyor, okuyanda dinleyende bilemiyor…

Açıyor Koray Avcı’yı dinleye dinleye yazıyor. Koray’da bilmiyor, Koray dilinden düşen kelimeleri beyne kazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir