Bir Beyin Sorunsalı: Dejavu

Son zamanlarda sıkça rastladığım bir olaydır kendisi, herşeyi önceden görmüş gibi hal aldım. Bu biryerden sonra ciddi şekilde sıkmaya başladı. Konu hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra edindiğim bilgileri buraya dökme kararı aldım.

Dejavu denilen illet bazı bilim adamlarına göre paralel evrendeki yaşantılarımızdan, bazılarına göre Reenkarnasyon sonucu hayatımızdan hatırladıklarımızmış. Araştırdıkça beynim yandı kafam karıştı, deli miyim neyim diye düşünmeye başlamadım değil.

Konu hakkında bilgisi olanlar varsa yorum falan bıraksın abi olacak gibi birşey değil bu, psikolojik sorunlara yer açıyor 😀

İnsan Neden Çıkarcıdır?

İnsanoğlu öyle bir yapıya sahipki, karşısındakini, düşünmeden hareket edebilen, kendi menfaat ve çıkarları için riske atabilen veya karşısındakinin en içten ve nitelikli duygularıyla oynayabilen bir varlık. Biz insanlar kendi mitolojisi gereği her zaman değişebilen yapıya sahibiz. Kimi zaman mutluluğumuzu hüzne, kimi zaman hüznümüzü mutluluğa birden bire dönderebilen varlıklarız.Şükretme duygumuzu yitirdik, neredeyse hiçbirşeyi düşünmeden hareket ediyoruz.

Hani derler ya, insanoğlu dünya üzerindeki en zeki varlıklar diye. Neden kullanmıyoruz bu bize verilmiş beyni? İçi boş mu dolduralım, çok mu dolu boşaltırız kardeş. Artık eski zamanlardaki güven meseleside kalmadı bizde, yaşın kaçta eskiyi biliyorsun diyen olacaktır, eminim buna. Yaşımdan çok insan tanıdım ben. Karşısındakini kötüye itmeye çalışan, kendi menfaatleri için yok yere harcayan…

Şimdi silkelenme zamanı değil mi? Kalkıp şöyle bir kendimize gelmemeli miyiz? Yaptığımız şeyler için kendimize bir sorgu çekmeyelim mi? (aynen webmasteriz biz, google’a site indexlensin diye sorgu çekeriz) Kaçınız 10’dan veya 20’den fazla insana güveniyor? Onuda geçtim yanınızdaki arkadaşa bile güven duygunuz kaldı mı?

Ne çok değişir insan Oxalis(1) gibi adeta. Önceden iyiydik belki, neden biz, biz olmaktan çıktık? Neden hâlâ birbirimizi karalıyor, çekiştiriyoruz. Biz insan değil miydik? Hani şu dünya üzerindeki en zeki canlılar. Kullanmayalımmı şu Allah vergisi olan kapasiteyi.

Yakındım değil mi, çok yakındım hatta. Yanımızdakine güvenemez olduk, bırakta yakınayım…

(1)Oxalis uyku çiçeğidir, gece kapanıp gündüz açılır.

Kendisini Webmaster Sanan Zihniyetler

Aslında başlık okuyucuma o kadar kaba gelebilir ki, cidden bu konu hakkında çok yorulduğum için yazıyorum. Bu başlığa bir hikayeyle devam edelim.

Bilindiği üzere Ücretsiz Limitsiz Hosting hizmeti sağlıyorum, geçenlerde bir webmaster forumunda bana özel mesaj geldi. Gelen mesajda bir arkadaş ücretsiz hosting’den yararlanmak istediğini belirtti, projesi hakkında bilgi aldım ve yasadışı içerik bulundurursan sorgusuz sualsiz silerim dedim (aynen böyle). Kendisi yok kesinlikle yasadışı içerik bulundurmayacağım dedi bende eyvallah demeyerek açtım bilgileri mail adresine gönderdim. Bana yaklaşık 15 dakika sonra bir mesaj gönderdi ve aramızda geçen konuşma şu şekilde;

(A- Hosting Sağlanan Arkadaş)

(B- Ben)

A- Hocam siz bana host mu verdiniz domain mi?

B- Host verdim?

A- Hocam bilgilerimi nereden buldunuz mailime bunu nası gönderdiniz?

B- Sen verdinya kardeşim bilgilerini.

A- Hocam sitemi niye benden habersiz kendinize taşıyorsunuz size dava açacağım.

B- Sen anlıyormusun bu işlerden?

A- Anlıyorum ben webmasterim sadece bunları yapmadım.

Bundan sonra kendime aynen şöyle dedim ”Allah’ım Neydi Günahııım” Bak hem bana dava açaçak hem webmaster. Oldu canım lay lay lom gel.

Diyeceğim şu ki yeter illallah geldi. Tamam kardeşim anlamıyorum ilk kez yapıyorum de yemin ederim ben taşıyacağım hosting ini ama nerdeee, birde bana dava açacakmış sitesini kendime taşıdım diye ay çok heyecanlandım ya ben

Kişisel Blog Yazarında Bulunması Gereken Özellikler

Kişisel Blog kelimesi aslında çok kapsamlı değildir. Kimilerine göre kişisel blog, yazarın sosyal hayatında yaşadıklarını, edebi bilgilerini, kişisel ve sektörel bilgilerini paylaştığı bir mecra, kimilerine göre, teknoloji, mobil, geliştiricilik kısacası her sektörün bulunduğu bir mecraa olarak göz önünde bulundurulabiliyor.

Aslında kişisel blog kelimesi çok aranan bir kelime değil, aylık aranma hacmi 4000-5000 arasında gidip geliyor. Bizim amacımız bu aranma hacmini arttırmak, peki bunu nasıl yapabiliriz?

Mizah 

Mizah kişisel blog yazarlarında bulunması gereken en temel özelliktir. Mizah kelimesi kimilerine göre ”cıvıklık” kimilerine göre ”cana yakınlık” olarak görülebilir. Hemen şöyle fırlayayım ve şöyle diyeyim; mizah yazının gülüdür, mizahsız yazı gülün dikenine benzer abi. Ne oluyor bana ya. Yazılarımızda mizahı ne fazla kaçırmalı nede düşük tutmalıyız. Okuyucu’nun önüne 20 tane spoiler koysak bile birkaç tutam mizah katarsak keyifle o yazıyı bitirir. Yok abi ben 20 spoileri açarım mizah yapamam, bana ters diyorsanız 20 spoiler açmayın ne bu roman mı? Yazı.

Bir kişisel blog yazarının başarısı mizah anlayışında saklıdır. Tabii sadece mizah değil diğer bir spoilerde diğer bir özelliğe deyinmeye geçiyorum şimdi.

Yazı yazma yeteneği

Hayatında hiçbir şekilde web işinde bulunmamış, hiçbir şekilde bilgisi olmayan bazı insanlar bile kişisel blog tutmayı isteyebilir. Bizde canlıyız, kuşlardan farkımız ne, uçmak için çok mu genciz yoksa çok mu safız? Olaya şöyle bir dalayım. Bir kişisel blog yazarı, yazılarında noktalama işaretlerine, devrik cümle kurmamaya, büyük-küçük harf kullanımına dikkat etmelidir.

Kendimizi okuyucuların yerine koyalım. Yazı başlığımız; Günlerden Eylül Aylardan Pazartesi O.O noluyor abi ben mi yanlış okudum, başlık mı yanlış, olamaz hayır…

Empati

İşte bu, bu son spoiler başkada spoiler açıp sizi sıkmayacağım. Blogumuza yazı girmeden önce o yazının hedef kitlesini, nelere hitap ettiğini düşünmeliyiz. Olaya şöyle bakmalıyız; bu yazıyı başkası yazsa ben okurmuydum? Bu yazı bana hitap ediyor mu?

Gerekirse yazı yazarken sohbete girin. Nasıl olacak yazı yazarken sohbet, ne alaka diye soranınız olacaktır. Kendinizi birazcık aşağıya bırakın. Çaktırmadan yazı dışına çıkıp, ufaktan yazıya doğru girin.

Facebook Hesap Vârisi Zımbırtısı

Facebook’un (Mark Zükırbergin) gün geçtikçe yenilikçi özellikleri artıyor, bu vâris olayı önceden varmıydı ondanda haberim yokta neyse. Forumlarda dolaşırken Facebook Hesap Vâris’i ile ilgili konular gördüm, bakalım bu nedir tarzı ve havasıyla girdim, meğerse Facebook biz öldüğümüzde hesabımızı başkasına devir etmeye yarayan bir zımbırtı yapmış.

Her ne kadar ”ölüm” kelimesini duymak, kullanmak istemesekte bunu bizim aklımıza getiriyor, yapma beeğ. Peki hesap vâris’i nedir?

Facebook bize şöyle bir not bırakmış;

“Hesap vârisi, vefat etmen durumunda hesabını yönetmesi için seçtiğin biridir. Zaman Tünelinin başına bir gönderi tutturmak, yeni arkadaşlık isteklerini yanıtlamak ve profil resmini güncellemek gibi şeyler yapabilecektir. Hesap vârisin senin adına paylaşımda bulunamayacak ve mesajlarını göremeyecektir.”

Yani diyorki sen ölürsen hesabın başkasına kalsın hayırdır öbür taraftan mı gireceksin tosunum.

Çok konuştuk dertleştik hasret giderdik bu özelliği nasıl kullanırız ona geçelim.

Facebook hesabınızdan Ayarlar>Güvenlik yolunu izleyin

Sağ bölümdeki bu zımbırtının Düzenle butonunu dürtün, 18 yaşından küçükseniz dürtmeyin kabul etmez.

Şöylede şeklimi yapıp bunu bitireyim,

Hiç kimse, bu dünyadan canlı çıkmıyor.

Leo BuscagHa

Windows 10’dan Nefret Ettirebilen Nedenler

Başlık, ne oldu bir zamanlar Windows 10‘u övüyordun şimdi nefret mi ediyorsun şeklinde bana geri dönüş yapılması için değil, o kadar aksiyona henüz hazır değilim. Bu sabah (6:10) da yaşadığım çökme olayı ve beni bu saatte ayakta tutmakla birlikte bu yazıyı girmeme neden olan Windows‘a selamlar.

Dün (10.08.2015) güncelleme gelmişti ve güncellemeyi yapmam konusunda bildirim iletilmişti. Eyvallah yapalım aga güncellemeyi nutku ve hevesiyle başlayacaktım ki uyku sorunsalı baş gösterdi. Neyse yarın yaparız artık diyerekten gidip uyudum. Bu sabah bilgisayarı açtığımda gayet güzel seyrinde güncellemeyi yapıyordu fakat birden CRAS_PROCESS_ bilmembişey hatası verdi ne yaptım ettim bilgisayarı açamadım. Ee aga Windows 10’u yüklediğim Flash Belleği bulayım dedim, kardeşim sağolsun belleği biçimlendir içerisine ”2015 Top Hit Music & House Mix” şeklinde klasör açıp müzik at(uyuyor uyansın hasret gidereceğiz onunla). İnternetten Windows 10’u tekrar yüklemem uzun sürer dedim ve bilgisayarı kapattım. Laptoptayım (2 GB Ram 320 GB HDD WİNDOWS 10!)

Nefret ettiren bir diğer neden ise Windows 10’un 2 GB Ram bilgisayarlardaki yavaşlık sorunsalı.

Kullanmakta olduğum laptopum 2 GB Ram 32 GB HDD özelliklerini içinde bulunduruyor ama gelin görünkü şu Windows 10’daki arama zımbırtısına bastıktan 7 saniye sonra açılıp 4 saniye sonra yazma işlemine geçiliyor, sonucu bulması ÖLÜM.

Sabırlıyım sabırlı olmalıyım, Adil Kullanımı aştım zordayım dostlarım zordayım…

İlk Heyecan İlk Bisiklet

Aslında her küçük çocuğun ilk hayalleri arasında kırmızı bir bisiklet olurdu. Psikopatsanız siyah da olur kızmayın hemen. Küçükken en çok istediğim şeyler arasında arkadaşlarımla bayır aşağı yarışacağımız bir bisiklet, sokaktaki mermer zemin üzerinde kaydıracağımız uzaktan kumandalı araba ve neredeyse herkesin yaşadığı okullarda oynayacağımız tasolar vardı. Size küçük bir anımdan bahsedeyim;

Yaşım 8-9 du sanırsam o yaşıma kadar hiç bisikletim olmamıştı, hep komşu çocuklarına imrenirdim. Bir gün aşağıda mahalle arkadaşlarımla futbol oynuyorduk, diğer 2-3 arkadaşlarımızda bisiklet sürüyorlardı, inanırmısınız kaleye geçtim tıkan tıkana. Karşıdan babam bisiklete binmiş geliyordu (benim bisikletime biniyor uleyn) ben tabi dondum ona bakıyorum ne ayak hayırdır diye, hayırdır diyemedim tabi kimin bu diye sordum senin dedi, rüya gibiydi sanki, çocukluk aklı tabiki markasını da söyleyeyim BİSAN evet evet şu nam-ı diğer dede bisikleti. Boyumda küçük tabi bisikletin üzerinde bit gibi duruyorum ama hava atmayı da unutmadım.

Yaşım ilerledi fakat bisiklet herşeye rağmen büyük gelmeye başladı babamın karşısına geçip ne bu dedim ya ne bu, bisiklet değil bu, bisikletten daha büyük abi kocaman motorsiklet sanırsın amortisorlu bisiklet istiyorum ben, sinirlendim arkadaş.

Blog Yazarak Nasıl Para Kazanılır?

Aslında zor gibi gözüksede işin özünü kavrayınca sıkılmadan yazılıyor. Herneyse başlığa dönelim. Blog yazmak aslında hayatınızın bir kısmını sanal aleme dökmektir. Blog yazarken bugün yaşadığınız bir olaydan, tanıştığınız birisinden, yediğimiz kirazdan veya aldığımız ayakkabıdan bile bahsedebiliriz, fakat siz olsanız bu yazıları okurmusunuz düşüncesiyle yazarak.

Blog yazarken bir diğer önemli nokta ise yazarın yani bizlerin sabırlı olmasıdır. Ne demiş atalarımız; sabreden derviş muradına ermiş, muradınıza bir adım kala sabretmeyip hacklink, toplist gibi olaylara girmemeliyiz. Bir diğeri ise blog yazılarınızı İngilizceniz varsa Türkçe- İngilize şeklinde yazmaktır (Benim İngilizcem olsa yapacağımda neyse).

Blog yazarları aslında blog amaçları dışında yazılar yazıncada hit kazanıyor, nasıl mı? Düşünsene ben bu yazıyı aslında seksi kız resimleri diye resimlendirseydim nasıl rekabet olurdu öyle değil mi? Hınzırlar xD

Hit kazanınca hemen reklam almaya yönelmeyin biraz daha bekleyin Google amcanız size tutturabilir.

Yazarken moda girin, kahvenizi alın ve bir kaç dakilağına pencereye veya balkona çıkıp 5 dk gibi etrafı seyredin. Ha kahveyi soğutmayasın.

Şimdi diyeceksin ki bu yazdıklarının blog yazarak para kazanma ile ne alakası var? Bu sorunun cevabı yazdıklarımda gizli zaten…

Hepinize iyi çalışmalar dilerim blogger adayları.